Bir cinsel suç davasında, mağdurun beyanları ile olayı anlatan bir tanığın beyanları arasında çelişki bulunması, Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 16.02.2017 tarihli, 2016/11974 E. sayılı kararında nasıl bir hukuki sonuca bağlanmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263582

Mağdurun beyanları ile tanık beyanları arasındaki çelişki, Yargıtay tarafından mahkumiyet hükmünün dayandığı delillerin güvenirliğini sarsan ve bu nedenle 'şüphe' yaratan önemli bir durum olarak kabul edilir. İlgili kararda, 'mağdure, müşteki ile kardeşi tanık ...’in aşamalardaki birbirleriyle çelişkili beyanları' bir bozma nedeni olarak sayılmıştır. Bunun hukuki sonucu şudur: Mahkumiyet kararı, 'her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delile' dayanmalıdır. Eğer davanın temel delillerini oluşturan mağdur ve tanık beyanları birbiriyle örtüşmüyor, aksine çelişiyorsa, olayın nasıl gerçekleştiği konusunda ciddi bir belirsizlik ve şüphe ortaya çıkar. Bu şüphe, ceza muhakemesinin temel ilkesi olan 'in dubio pro reo' (şüpheden sanık yararlanır) gereğince sanık lehine yorumlanmalıdır. Dolayısıyla, deliller arasındaki bu türden esaslı bir çelişki, sanığın savunmasının doğruluğu ihtimalini güçlendirir ve mahkumiyet için gereken kesinlik derecesine ulaşılamadığı için beraat kararı verilmesini gerektirir. Mahkemenin bu çelişkiye rağmen mahkumiyet kararı vermesi, eksik ve hatalı delil değerlendirmesi nedeniyle bozma sebebidir.