Mağdurun, sanığın kendisine 'kız kardeşimi çağırmaya gidiyorum' diyerek telefonunu alıp geri dönmemesi eylemi, Y15CD-K.2020/10731 sayılı kararda neden hırsızlık veya güveni kötüye kullanma değil de dolandırıcılık olarak nitelendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263581

Bu eylemin dolandırıcılık olarak nitelendirilmesinin sebebi, telefonun zilyetliğinin mağdurun rızasıyla ancak bu rızanın 'hile' ile elde edilmesiyle sanığa geçmesidir. Üç suç tipi arasındaki ayrım şöyledir: 1) Hırsızlık (TCK m. 141): Mal, zilyedinin rızası olmaksızın alınır. Bu olayda mağdur, telefonu kendi rızasıyla vermiştir. 2) Güveni Kötüye Kullanma (TCK m. 155): Malın zilyetliği, belirli bir amaçla (saklama, kullanma vb.) ve güvene dayalı olarak devredilir. Suç, bu devir amacına aykırı tasarrufla oluşur. Bu olayda, sanık ile mağdur arasında önceden kurulmuş bir güven ilişkisi yoktur. 3) Dolandırıcılık (TCK m. 157): Malın zilyetliği, mağdurun hileli davranışlarla aldatılması sonucu sakatlanan rızasıyla devredilir. Yargıtay'ın kararındaki olayda sanık, telefonu çalmamış veya güvene dayalı olarak almamıştır. Sanık, 'kız kardeşini çağıracağı' yönünde gerçeğe aykırı bir beyanda bulunarak bir 'hile' yaratmış ve mağduru bu hileyle aldatarak telefonun kendisine verilmesini sağlamıştır. Mağdurun rızası, sanığın geri getireceği beklentisi üzerine kuruludur ve bu beklenti hile ile oluşturulmuştur. Zilyetlik hile ile elde edildiği için eylem dolandırıcılık suçunu oluşturur.