Dolandırıcılık suçunun unsurlarından olan 'zarar', Yargıtay içtihatlarına göre nasıl bir nitelik taşımalıdır? Sadece manevi bir zararın veya potansiyel bir zarar tehlikesinin varlığı, suçun tamamlanması için yeterli midir?
Hayır, yeterli değildir. Dolandırıcılık suçunun tamamlanabilmesi için ortaya çıkan zararın 'ekonomik' ve 'gerçekleşmiş' bir zarar olması gerekir. Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, buradaki zarar objektif ölçülerle belirlenebilen bir malvarlığı eksilmesidir. 1) Zarar Ekonomik Olmalıdır: Mağdurun hileli davranışlar nedeniyle sadece üzüntü, hayal kırıklığı veya itibar kaybı gibi manevi zararlara uğraması, TCK m. 157-158 anlamında dolandırıcılık suçunu oluşturmaz. Mutlaka para veya parayla ölçülebilen bir değerin mağdurun malvarlığından çıkıp, failin veya başkasının malvarlığına haksız bir yarar olarak girmesi gerekir. 2) Zarar Gerçekleşmiş Olmalıdır: Suçun tamamlanması için potansiyel bir zarar tehlikesi yeterli değildir, zararın fiilen meydana gelmiş olması şarttır. Örneğin, failin hileli davranışlarla mağduru bir sözleşme imzalamaya ikna ettiği ancak bu sözleşme uyarınca mağdurun malvarlığından henüz bir eksilme olmadığı durumlarda, suç tamamlanmamış, teşebbüs aşamasında kalmış sayılır. Zarar, hileli eylemin doğrudan bir sonucu olarak, mağdurun malvarlığında fiili bir azalma şeklinde ortaya çıkmalıdır.