Cinsel suçlarda, mağdurun beyanlarının güvenilirliğini değerlendirirken, 'sen.av.tr'deki makalede bahsedilen, 'mağdur eylemlerine değil, failin hareketlerine odaklanılması' ilkesi ne anlama gelmektedir ve bu ilkenin adil yargılanma hakkı açısından önemi nedir?
Bu ilke, cinsel suç yargılamalarında odak noktasının, mağdurun olay öncesi veya sırasındaki davranışları, giyim tarzı, yaşam biçimi veya 'rızaya davetiye çıkaran' bir tavır sergileyip sergilemediği gibi sübjektif ve çoğu zaman önyargılı değerlendirmeler olmaması gerektiğini ifade eder. Odaklanılması gereken asıl husus, sanığın (failin) objektif olarak ne yaptığı, hangi hareketlerde bulunduğu ve bu hareketlerin suçun kanuni tanımına uyup uymadığıdır. Bu ilkenin adil yargılanma hakkı açısından önemi büyüktür: 1) Mağdurun Suçlanmasını Önler (Victim Blaming): Yargılamanın, mağduru sorgulayan ve onun davranışlarını suçun nedeni olarak gösteren bir atmosfere bürünmesini engeller. 2) Rıza Kavramının Doğru Değerlendirilmesi: Rızanın, aktif, bilinçli ve özgür iradeyle verilen bir onay olduğu gerçeğini temel alır. Mağdurun pasif kalması, direnç göstermemesi veya belirli bir şekilde giyinmesi gibi durumların zımni bir rıza olarak yorumlanmasının önüne geçer. 3) Objektifliği Sağlar: Yargılamayı, mağdurun kişiliği veya ahlaki durumu üzerinden değil, sanığın somut eylemleri üzerinden yürütmeyi sağlayarak daha objektif bir zemin oluşturur. Bu ilke, cinsel suçlara ilişkin kalıp yargıların ve mitlerin yargılamayı etkilemesini önleyerek, hem maddi gerçeğe ulaşmayı hem de mağdurun onurunu korumayı amaçlar.