HMK m. 107/1'e göre belirsiz alacak davası açılabilmesi için 'alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu haller' aranır. Bu koşulların varlığına rağmen, davacının davasını 'kısmi dava' olarak açması hukuken mümkün müdür? Bu seçimin sonuçları ne olur?
Evet, hukuken mümkündür. HMK m. 107, alacaklıya bir 'seçimlik hak' tanır; onu belirsiz alacak davası açmaya zorlamaz. Alacağı belirsiz olan davacı, dilerse HMK m. 107'nin sağladığı avantajlardan (özellikle alacağın tamamı için zamanaşımının kesilmesi) yararlanmak için belirsiz alacak davası açabilir. Dilerse de bu yola başvurmayıp, HMK m. 109 uyarınca genel kurallar çerçevesinde bir 'kısmi dava' açabilir. Davacının bu seçimi yapmasının sonuçları kritik derecede farklıdır: 1) Zamanaşımı: Eğer kısmi dava açarsa, zamanaşımı sadece dava dilekçesinde talep ettiği miktar için kesilir. Alacağın geri kalan (dava edilmeyen) kısmı için zamanaşımı işlemeye devam eder. Bu kısım, daha sonra ıslahla talep edildiğinde zamanaşımına uğramış olabilir. 2) Faiz: Faiz, kısmi davada dava edilen miktar için dava/temerrüt tarihinden, ıslahla artırılan miktar için ise ıslah tarihinden itibaren işler. Belirsiz alacak davasında ise genellikle alacağın tamamı için dava tarihinden itibaren işler. Dolayısıyla, alacağı belirsiz olan davacı kısmi dava açtığında, belirsiz alacak davasının sağladığı zamanaşımı ve faiz avantajlarından feragat etmiş olur. Bu, davacının bilinçli bir tercihi olabileceği gibi, usulü bir hata da olabilir ve ciddi hak kayıplarına yol açabilir.