Dolandırıcılık suçu ile yağma suçu (TCK m. 148) arasındaki temel ayrım nedir? Sanıkların, içinde gazete parçaları olan bir çantayı para doluymuş gibi gösterip, tam değiş tokuş anında mağduru iterek gerçek para dolu çantayı alıp kaçmaları eylemi, Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2018/1338 K. sayılı kararında neden dolandırıcılık değil, yağma olarak nitelendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263565

Dolandırıcılık ile yağma arasındaki temel ayrım, malın alınması sırasında kullanılan yöntemin niteliğindedir. Dolandırıcılık suçunda, malın zilyetliği mağdurun 'rıza'sıyla, ancak bu rıza 'hile' ile sakatlanarak devredilir. Mağdur, aldatıldığı için malı kendi isteğiyle faile verir. Yağma suçunda ise, malın alınması mağdurun rızası dışında, 'cebir veya tehdit' kullanılarak gerçekleşir. Yargıtay'ın ilgili kararındaki olayda, sanıklar eyleme bir dolandırıcılık senaryosu (para değiş tokuşu hilesi) ile başlamışlardır. Ancak malın (gerçek para dolu çantanın) zilyetliği, mağdurun hileye aldanarak rızasıyla teslim etmesiyle değil, sanıkların 'mağduru iterek' yani cebir kullanarak çantayı alıp kaçmalarıyla ele geçirilmiştir. Eylemde hile, mağduru faillere yaklaştırmak ve savunmasız bir konuma getirmek için bir araç olarak kullanılmış, ancak nihai netice (malın alınması) cebirle sağlanmıştır. Ceza hukukunda, hile ile başlayıp cebirle tamamlanan eylemlerde, daha ağır olan yağma suçu oluşur. Bu nedenle Yargıtay, eylemin bir bütün olarak tek bir yağma suçunu oluşturduğuna ve dolandırıcılık olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğuna karar vermiştir.