HMK m. 107/2'de yapılan değişiklikle getirilen 'iki haftalık kesin süre'nin, tahkikat sona ermeden verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu 'tahkikatın sona ermesi' anı, HMK sistematiği içinde hangi aşamayı ifade etmektedir ve bu sürenin bu andan önce verilmesinin pratik önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263563

HMK sistematiği içinde 'tahkikatın sona ermesi', mahkemenin dosyayı tekemmül ettirdiğine, yani delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi, bilirkişi raporlarının alınması gibi tüm araştırma işlemlerini tamamladığına kanaat getirdiği ve HMK m. 184 uyarınca 'tahkikatın bittiğini' taraflara tefhim ettiği andır. Tahkikatın sona ermesiyle birlikte sözlü yargılama ve hüküm aşamasına geçilir. Kanunda, kesin sürenin 'tahkikat sona ermeden' verilmesi gerektiğinin belirtilmesinin pratik önemi şudur: 1) Davacının, talebini artırdıktan sonra bu yeni talebe ilişkin ek delil sunma veya karşı tarafın bu yeni talebe karşı delil sunma hakkının korunmasıdır. Eğer süre tahkikat bittikten sonra verilseydi, delil sunma aşaması kapandığı için bu haklar ihlal edilmiş olurdu. 2) Davacının artırdığı yeni talep miktarına göre, mahkemenin ek bir araştırma yapması (örneğin ek bilirkişi raporu alması) gerekebilir. Bu işlemlerin de tahkikat aşamasında yapılması gerekir. 3) Karşı tarafın, artırılan yeni talebe göre savunmasını hazırlaması ve bu savunmaya ilişkin delillerini sunabilmesi için de tahkikatın devam ediyor olması gerekir. Özetle bu kural, talep artırımının, delillerin toplandığı ve tartışıldığı dinamik bir evre olan tahkikat aşamasında yapılmasını sağlayarak, adil yargılanma hakkının ve hukuki dinlenilme hakkının korunmasını amaçlamaktadır.