Mağdurun beyanları arasında çelişki bulunması, Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin 05.03.2018 tarihli, 2017/1679 E. sayılı kararında nasıl bir sonuca yol açmıştır ve bu durum 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesiyle nasıl ilişkilidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263547

Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, mağdurelerin aşamalardaki çelişkili anlatımları, sanığın mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı sonucuna varılmasına neden olmuştur. Bu durum, 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesiyle doğrudan ilişkilidir. Mağdurun beyanları, özellikle cinsel suçlar gibi tanığın az olduğu davalarda önemli bir delil olmakla birlikte, bu beyanların kendi içinde ve diğer delillerle tutarlı olması, güvenilirlikleri açısından esastır. Mağdurenin, olayın farklı aşamalarında (kolluk, savcılık, mahkeme) farklı veya birbiriyle çelişen anlatımlarda bulunması, beyanının delil değerini zayıflatır ve olayın gerçekte nasıl meydana geldiği konusunda bir şüphe yaratır. Ceza muhakemesinin temel ilkesi gereği, bu şüphe sanık aleyhine değil, lehine yorumlanmalıdır. Dolayısıyla, çelişkili mağdur beyanları ve sanığın inkârı karşısında, mahkumiyet için gereken kesinlik standardına ulaşılamadığı için sanığın beraat etmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.