Sanığın, katılanla olan ticari ilişkisi nedeniyle doğan borcuna karşılık olarak, üzerinde keşide yeri bulunmayan sahte bir çek vermesi eylemi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/434 sayılı kararına göre neden TCK m. 158/1-f kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmuştur? Çekin yasal unsurlarının eksik olması bu sonucu değiştirir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263544

YCGK'nın 2014/434 sayılı kararına göre, bu eylemin nitelikli dolandırıcılık sayılmasının temel nedeni, çekin kendisinin bankanın bir 'maddi varlığı' olarak kabul edilmesidir. Suçun nitelikli hal alması, bankanın kurumsal güvenilirliğinin ve çekin ticari hayattaki itibarının hile aracı olarak kullanılmasına dayanır. Mağdur, karşısındaki belgeye 'çek' olduğu için güvenmekte ve daha kolay aldanmaktadır. Karara göre, çekin yasal unsurlarının eksik olması (örneğin keşide yerinin bulunmaması) veya tamamen sahte olması bu sonucu değiştirmez. Çünkü önemli olan, mağdurda 'bankanın maddi varlığının kullanıldığı' algısının yaratılmasıdır. Yasal unsurları eksik bir çek, kambiyo senedi vasfını yitirse de, dolandırıcılık suçunun hile unsuru olarak kullanılabilir. Çekin iğfal kabiliyetini haiz olması, yani sahteliğinin ilk bakışta anlaşılamaması yeterlidir. Yargıtay, çekin resmi belge sayılmasının topluma bakan yönüyle ilgili olduğunu, dolandırıcılık suçunda ise mağdurun aldatılmasında araç olarak kullanılmasının esas alındığını belirterek, unsurları eksik çekle işlenen fiilin de TCK m. 158/1-f'yi oluşturacağını kabul etmiştir.