TCK m. 159'da düzenlenen 'hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla dolandırıcılık' suçunun takibinin şikayete bağlı olmasının ardındaki kanuni mantık nedir? Bu düzenleme, devletin ceza adaletindeki rolünü nasıl konumlandırmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263543

Bu suçun takibinin şikayete bağlı olmasının ardındaki kanuni mantık, eylemin temelinde özel hukuk ilişkisinden kaynaklanan bir ihtilafın yatması ve haksızlığın derecesinin, temel dolandırıcılık suçuna göre daha az görülmesidir. Kanun koyucu bu düzenleme ile şu şekilde bir ayrım yapmaktadır: 1) Haksızlığın Niteliği: Temel dolandırıcılık suçunda (TCK m. 157-158), failin hiçbir meşru hakkı olmadığı halde, hile ile mağdurdan haksız bir menfaat temin etmesi söz konusudur. TCK m. 159'da ise, failin en azından temelinde meşru bir alacağı bulunmaktadır. Suç, bu meşru alacağı 'hukuk dışı ve hileli bir yolla' tahsil etmeye çalışmasından kaynaklanmaktadır. Haksızlık, alacağın kendisinde değil, tahsil yöntemindedir. 2) Kamu Düzeni Etkisi: Kanun koyucu, temelinde özel hukuk ilişkisi bulunan bu tür ihtilafların kamu düzenini, temel dolandırıcılık suçu kadar bozmadığını ve tarafların uzlaşmasıyla çözülebilecek bir nitelik taşıdığını varsaymıştır. Devletin ceza adaletindeki rolü, bu tür durumlarda daha geri planda konumlandırılmıştır. Devlet, 'Eğer mağdur bu hileli tahsil yönteminden özellikle şikayetçi olursa ben devreye girerim, aksi halde tarafların kendi aralarındaki bu özel hukuk temelli uyuşmazlığa ceza hukukuyla müdahale etmem' demektedir. Bu, ceza hukukunun 'son çare' (ultima ratio) olması ilkesinin bir yansımasıdır.