Bir belirsiz alacak davasında, alacağın tamamı için zamanaşımının dava tarihinde kesilmesi ilkesi, davacının yargılama sırasında talebini artırmaması veya eksik artırması durumunda nasıl bir sonuç doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263541

Belirsiz alacak davasında zamanaşımının alacağın tamamı için dava tarihinde kesilmesi, davacıya büyük bir avantaj sağlar, ancak bu durum davacının yargılama sürecindeki yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Eğer davacı, alacak belirlenebilir hale geldikten sonra (örneğin bilirkişi raporu geldikten sonra ve özellikle mahkemenin verdiği kesin süre içinde) talep sonucunu artırmaz veya hesaplanan miktardan daha az bir miktar talep ederse, şu sonuçlar doğar: 1) Taleple Bağlılık İlkesi: Mahkeme, HMK m. 26 uyarınca taleple bağlıdır. Davacı talebini artırmazsa, mahkeme alacağın daha fazla olduğunu tespit etse bile, sadece dava dilekçesindeki ilk talep edilen cüzi miktar üzerinden hüküm kurabilir. 2) Hakkın Kaybı: Davacı, talep artırım dilekçesiyle istemediği kısım için o davada bir hak elde edemez. 3) Derdestlik ve Kesin Hüküm: Belirsiz alacak davası alacağın tamamını kapsadığı için, bu dava sonucunda verilen hüküm kesin hüküm (HMK m. 303) teşkil eder. Davacı, aynı alacağın talep etmediği geri kalan kısmı için daha sonra yeni bir dava açamaz; açarsa bu dava derdestlik veya kesin hüküm itirazıyla karşılaşır. Dolayısıyla, zamanaşımının kesilmiş olması tek başına bir anlam ifade etmez; davacının, hakkını tam olarak alabilmesi için alacak belirlendiğinde talebini usulüne uygun olarak ve tam miktarıyla artırması zorunludur. Aksi halde, zamanaşımı kesilmiş olan alacağının büyük bir kısmını usuli bir ihmal nedeniyle kaybedebilir.