Bir dolandırıcılık eyleminde, sanığın hileli hareketleri gerçekleştirmesine rağmen mağdurun zarara uğramaması halinde, failin dolandırıcılığa teşebbüsten (TCK m. 35) cezalandırılabilmesi için, kullandığı hilenin hangi niteliğe sahip olması gerekir? Aldatma kabiliyeti olmayan bir hile ile teşebbüs mümkün müdür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263539

Failin dolandırıcılığa teşebbüsten cezalandırılabilmesi için, kullandığı hilenin 'aldatma kabiliyetine' (iğfal kabiliyetine) haiz olması, yani objektif olarak mağduru aldatmaya elverişli olması gerekir. Ceza hukukunda teşebbüsün cezalandırılabilmesi için, failin kullandığı araçların ve hareketlerin suçu işlemeye 'elverişli' olması şarttır. Eğer sanığın kullandığı hile, ilk bakışta veya basit bir dikkatle anlaşılabilecek kadar bariz ve acemice ise, yani objektif olarak kimseyi aldatma potansiyeli taşımıyorsa, bu hile 'elverişsiz' bir hiledir. Elverişsiz hareketlerle işlenen fiiller, 'işlenemez suç' (elverişsiz teşebbüs) kapsamına girer ve bu durumda fail teşebbüsten dolayı cezalandırılamaz. Örneğin, bariz bir şekilde fotokopi olduğu belli olan ve oyuncak parayı andıran bir banknotla alışveriş yapmaya çalışmak, elverişsiz bir hiledir. Ancak, Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2017/8670 sayılı kararında olduğu gibi, kriminal raporla 'iğfal kabiliyetine haiz olduğu' tespit edilen sahte bir çek kullanılmışsa, bu çek elverişli bir araçtır. Mağdurun tecrübesi veya dikkati sayesinde aldanmaması, suçu işlenemez suç yapmaz; bu durumda fail, elverişli hareketlerle icraya başladığı ve sonuç kendi iradesi dışında gerçekleşmediği için dolandırıcılığa teşebbüsten sorumlu olur.