HMK m. 107 anlamında alacağın belirsiz olduğu bir davada, davacı tarafından dava açılmadan önce delil tespiti yaptırılmış ve bu tespitte bir zarar miktarı belirlenmiş olması, alacağı 'belirli' hale getirir mi? Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/397 E., 2022/701 K. sayılı kararı bu konuyu nasıl değerlendirmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263532

Hayır, tek başına delil tespiti yaptırılmış olması alacağı 'belirli' hale getirmez. Hukuk Genel Kurulu'nun ilgili kararında da vurgulandığı gibi, dava açılmadan önce delil tespiti yaptırma yoluna gidilmiş olması, davaya konu edilen zarar veya alacak miktarının 'belirli' hale geldiği şeklinde yorumlanamaz. Bunun birkaç nedeni vardır: 1) Delil Tespiti Raporunun Niteliği: Delil tespiti, ileride açılacak bir davada delillerin kaybolmasını önlemeye yönelik bir ihtiyati tedbirdir. Bu aşamada alınan bilirkişi raporu, asıl dava sırasında alınacak rapor gibi tarafların tüm iddia ve savunmaları, karşı delilleri ve itirazları çerçevesinde kapsamlı bir incelemenin ürünü olmayabilir. 2) Raporun Bağlayıcılığı: Delil tespiti raporu, asıl davayı görecek mahkeme için bağlayıcı değildir. Mahkeme, yargılama sırasında yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabilir ve çok farklı bir sonuca ulaşabilir. 3) Çelişkili Deliller: HGK'nın kararındaki somut olayda olduğu gibi, delil tespiti raporu dışında dosyada başka bilirkişi raporları olabilir ve bu raporlar birbiriyle çelişebilir. Bu çelişkili durum, alacağın hala belirsiz olduğunun en önemli göstergesidir. Dolayısıyla, delil tespiti raporu sadece bir emaredir ve alacağın varlığı ve miktarı yargılama sonucunda kesinleşeceğinden, bu raporun varlığı belirsiz alacak davası açma hakkını ortadan kaldırmaz.