Sanığın, katılanla olan eski borç ilişkisine dayanarak sahte bir bono düzenleyip icra takibi başlatması, Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2014/2806 K. sayılı kararında neden dolandırıcılık suçunu oluşturmamıştır?
Bu eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturmamasının temel nedeni, dolandırıcılık suçunun temel unsurlarından biri olan 'zararın hileli hareketler sonucunda doğması' koşulunun gerçekleşmemesidir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre; dolandırıcılık suçunda, mağdurun malvarlığındaki eksilme, failin hileli davranışlarına aldanması sonucu meydana gelmelidir. Oysa ilgili karardaki olayda, sanık ile katılan arasında 'önceden doğmuş bir borç' bulunmaktadır. Yani, katılanın malvarlığındaki potansiyel eksilme (borç), sanığın sahte bono düzenleme eyleminden önce zaten mevcuttu. Sanığın sonradan sahte bono düzenleyerek icra takibi başlatması, bu mevcut borcu tahsil etmeye yönelik bir eylemdir. Zarar, bu hileli hareketten kaynaklanmamaktadır. Bu durumda dolandırıcılık suçunun tipiklik unsuru gerçekleşmez. Sanığın eylemi, dolandırıcılık değil, şartları varsa 'resmi belgede sahtecilik' gibi başka suçları oluşturabilir, ancak hile ile zarar arasında illiyet bağı kurulmadığı için dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmesi gerekir.