Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2012/7488 E. sayılı kararında, sanık ile mağdure arasındaki 'arkadaşlık ilişkisi mahiyetindeki telefon görüşmeleri'nde cinsel amaçlı fiziki temas bulunmadığı ve konuşmaların TCK m. 105 anlamında ahlaki nezakete aykırı olmadığı belirtilerek beraat kararı verilmiştir. Bu karar, cinsel suçların değerlendirilmesinde 'taraflar arasındaki ilişkinin niteliği'nin önemini nasıl ortaya koymaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263516

Bu karar, cinsel suçların, özellikle de cinsel tacizin değerlendirilmesinde, eylemin içinde gerçekleştiği bağlamın ve 'taraflar arasındaki ilişkinin niteliği'nin suçun unsurlarının oluşup oluşmadığını belirlemede ne kadar kritik olduğunu göstermektedir. Birbirini tanımayan iki kişi arasında söylendiğinde cinsel taciz sayılabilecek bir söz, aralarında zaten duygusal veya flörtöz bir ilişki bulunan iki kişi arasında söylendiğinde bu niteliğini yitirebilir. Yargıtay'ın kararında, görüşmelerin 'arkadaşlık ilişkisi mahiyetinde' olduğu tespiti, sanığın sözlerinin cinsel taciz kastıyla değil, mevcut ilişkinin doğası gereği söylendiği şeklinde yorumlanmasına neden olmuştur. Mahkeme, tarafların rızasına dayalı bir ilişki çerçevesinde yapılan konuşmaların, cinsel özgürlüğü ihlal etme veya cinsel yönden rahatsız etme (taciz) kastı taşımadığı sonucuna varmıştır. Bu, cinsel suçların mekanik bir şekilde değil, tarafların geçmişi, ilişkilerinin derinliği ve eylemin gerçekleştiği sosyal bağlam dikkate alınarak, her somut olayın kendi özel koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyan önemli bir içtihattır.