Yargıtay kararlarında, cinsel suç isnadı altında olan sanığın 'savunmasının aksine' veya 'suçlamayı kabul etmemesi karşısında' gibi ifadelere sıkça yer verilmesinin, delil değerlendirmesi ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi açısından anlamı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263506

Bu tür ifadelerin Yargıtay kararlarında sıkça kullanılması, mahkemenin delil değerlendirmesi yaparken izlemesi gereken mantıksal süreci ve ispat standardını vurgular. Anlamı şudur: Ceza yargılamasında temel kural, sanığın suçsuzluğudur (masumiyet karinesi). İddia makamı (savcılık ve katılan), sanığın suçlu olduğunu her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Sanık ise suçsuzluğunu ispatlamak zorunda değildir; suçu inkâr etmesi yeterlidir. Kararlardaki 'sanığın savunmasının aksine' veya 'suçlamayı kabul etmemesi karşısında' ifadeleri, mahkemeye şu mesajı verir: 'Öncelikle sanığın inkârını esas al. Sonra, bu inkârı çürütecek, yani sanığın yalan söylediğini ve suçu işlediğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyan yeterli ve inandırıcı delil dosyada var mı, bunu araştır.' Eğer dosyadaki deliller (örneğin sadece çelişkili bir mağdur beyanı) sanığın istikrarlı inkârını çürütmeye yetmiyorsa, ortada bir 'şüphe' var demektir. Bu şüphe de 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği sanık lehine yorumlanmalı ve beraat kararı verilmelidir. Dolayısıyla bu ifadeler, ispat külfetinin iddia makamında olduğunu hatırlatan ve mahkumiyet için yüksek bir ispat standardı arayan bir yaklaşımın göstergesidir.