Dolandırıcılık suçu ile 'açığa atılan imzanın kötüye kullanılması' suçu (TCK m. 209) arasındaki temel fark nedir? Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 2016/7255 K. sayılı kararındaki olayda, sanığın eylemi neden nitelikli dolandırıcılık değil, açığa imzanın kötüye kullanılması olarak kabul edilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263504

İki suç arasındaki temel fark, 'hile' unsurunun ve aldatmanın zamanlamasındadır. Dolandırıcılık suçunda, fail en başından itibaren hileli davranışlarla mağduru aldatarak onun malvarlığında bir zarara yol açar. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda ise, mağdur belgeyi imzalayıp faile verirken bir aldatma söz konusu değildir; belge, belirli bir hukuki ilişki çerçevesinde ve güvene dayalı olarak teslim edilir. Suç, failin bu belgeyi, aradaki anlaşmaya ve teslim amacına aykırı bir şekilde doldurmasıyla oluşur. Yargıtay'ın ilgili kararındaki olayda, katılan, sanıkla arasındaki hukuki ilişkiye (borç-alacak) binaen bir 'güvence' olarak, sanığa üzerinde imzası bulunan boş bir kağıt vermiştir. Bu teslim anında bir hile veya aldatma yoktur. Sanığın suçu, bu boş kağıdı sonradan, anlaşmaya aykırı olarak 1.700.000 TL bedelli bir bono haline getirip icraya koymasıyla oluşmuştur. Eylem, baştan itibaren bir hile ile başlamadığı, sonradan güvene dayalı olarak verilen bir belgenin kötüye kullanılması şeklinde gerçekleştiği için nitelikli dolandırıcılık değil, TCK m. 209'daki açığa imzanın kötüye kullanılması suçu olarak doğru bir şekilde vasıflandırılmıştır.