Bir trafik kazası sonrası, polis memurlarının kazanın şüpheli olduğunu düşünerek kaza tespit tutanağı düzenlememesi, sanığın sigorta şirketinden hasar bedeli alması durumunda, YCGK'nın 2015/42 sayılı kararına göre neden tek başına nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğunu ispatlamaz?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263500

YCGK'nın ilgili kararında bu durumun tek başına suçu ispatlamamasının temel nedeni, ceza hukukunun temel ilkesi olan 'şüpheden sanık yararlanır' prensibidir. Polis memurlarının kazadan şüphelenmesi ve tutanak tutmaması, olayın sahte olduğuna dair bir 'şüphe' veya 'emare'dir, ancak 'kesin bir delil' değildir. Sanığın mahkum edilebilmesi için, kazanın hiç olmadığı veya kasten yaratıldığı hususunun her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanması gerekir. Polislerin sübjektif şüphesi, bu ispat standardını karşılamaz. Sanığın, gerçekten kaza yapmış olabileceği ancak polislerin durumu yanlış değerlendirmiş olabileceği ihtimali varlığını korur. Ceza yargılaması, ihtimallere göre değil, kesinliklere göre karar verir. Dolayısıyla, polislerin şüphesi önemli bir veri olmakla birlikte, bu şüpheyi destekleyen başka somut deliller (örneğin tanık beyanları, araçlardaki hasarın kaza anlatımıyla uyumsuzluğu, sanığın çelişkili ifadeleri vb.) olmadan, tek başına sanığın hileli bir eylemle sigorta bedelini aldığı sonucuna varmak ve nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kurmak için yeterli değildir.