Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/742 E., 2021/419 K. sayılı kararında, kıdem ve ihbar tazminatı gibi belirlenebilir nitelikteki alacakların belirsiz alacak davasına konu edilmesi halinde davanın usulden reddedilmesi gerektiği yönündeki (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi görüşü neden benimsenmemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263497

Hukuk Genel Kurulu'nun ilgili kararında bu görüşün benimsenmemesinin temel nedeni, usul hukukunun katı bir şekilcilikle uygulanarak hak arama özgürlüğünün kısıtlanmaması gerektiği düşüncesidir. HGK'nın mantığı şöyledir: 1) Hukuki Yarar Varlığı: Alacağı olduğunu iddia eden davacının, bu alacağına bir mahkeme kararı olmadan kavuşması mümkün değilse, dava açmakta her zaman hukuki yararı vardır. Davanın yanlış türde (belirsiz alacak davası olarak) açılmış olması, bu temel hukuki yararı ortadan kaldırmaz. 2) Hâkimin Rolü: HMK m. 33 uyarınca hâkim, tarafların hukuki nitelendirmesiyle bağlı olmayıp hukuku re'sen uygulamakla yükümlüdür. Hâkim, davanın belirsiz alacak davası şartlarını taşımadığını tespit ettiğinde, davayı hemen reddetmek yerine, mevcut unsurlara göre doğru dava türünü belirlemelidir. 3) Kısmi Dava İmkanı: HMK m. 109/2'nin yürürlükten kaldırılmasıyla, belirli alacaklar için de kısmi dava açılmasının önü açılmıştır. Davacı, belirsiz alacak davası açtığını söylese de, dilekçesinde alacağının bir kısmını talep ettiği açıktır. Bu durum, davanın kısmi dava olarak görülmesi için yeterlidir. Bu nedenlerle HGK, (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi'nin katı ve şekilci 'usulden ret' görüşü yerine, davanın 'kısmi dava' olarak kabul edilip esastan incelenmesi gerektiği yönünde, hak arama özgürlüğünü genişleten bir yorumu benimsemiştir.