Bir sanığın fiili, hem 'basit cinsel saldırı' (TCK m. 102/1) hem de bu eylemi aleni olarak gerçekleştirmesi nedeniyle 'hayasızca hareketler' (TCK m. 225) suçlarını oluşturduğu durumda, mahkeme neden sadece daha ağır cezayı öngören suçtan hüküm kurar? Bu uygulamanın ceza hukuku dogmatiğindeki adı ve dayanağı nedir?
Bu uygulamanın ceza hukuku dogmatiğindeki adı 'fikri içtima'dır ve yasal dayanağı TCK m. 44'tür. TCK m. 44, 'İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır' hükmünü amirdir. Somut olayda sanık, 'tek bir fiil' ile (örneğin mağdurun bacak arasına dokunma) hem mağdurun cinsel dokunulmazlığını ihlal ederek 'cinsel saldırı' suçunu, hem de bu fiili sokak gibi aleni bir yerde işleyerek toplumun edep ve haya duygularını incitip 'hayasızca hareketler' suçunu işlemiştir. Tek bir fiil, birden fazla (iki) farklı suç tipini ihlal etmektedir. Bu durumda, gerçek içtima kuralları uygulanarak her iki suçtan ayrı ayrı ceza verilmez. Bunun yerine, fikri içtima kuralı gereği, bu iki suçtan hangisi daha ağır bir cezayı öngörüyorsa (somut olayda basit cinsel saldırı), sanık sadece o suçtan cezalandırılır. Diğer suç (hayasızca hareketler) ağır olan suçun içinde erimiş sayılır. Bu, 'non bis in idem' ilkesinin özel bir görünümüdür.