Dolandırıcılık suçu ile resmi/özel evrakta sahtecilik suçunun birlikte işlenmesi durumunda, 'non bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz) ilkesi neden uygulanmaz ve faile her iki suçtan da ayrı ayrı ceza verilir? Bu durumun yasal dayanağı nedir?
Dolandırıcılık suçu ile sahtecilik suçunun birlikte işlenmesi, ceza hukukunda 'bileşik suç' (mütemadi suç) veya 'tüketen-tüketilen norm' ilişkisi olarak kabul edilmez. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bu iki suç farklı hukuki yararları korumaktadır. Dolandırıcılık suçu, kişilerin malvarlığını ve irade özgürlüğünü korurken; sahtecilik suçu, belgelerin doğruluğuna ve güvenilirliğine ilişkin 'kamu güvenini' korur. Fail, sahte bir belge düzenleyerek hem kamu güvenini sarsmakta (sahtecilik suçu) hem de bu sahte belgeyi hile aracı olarak kullanarak bir başkasının malvarlığına zarar vermektedir (dolandırıcılık suçu). Tek bir hareketle birden fazla ve farklı hukuki yarar ihlal edildiği için, ortada gerçek bir fikri veya fiili içtima durumu yoktur. Her iki suç da bağımsız niteliklerini korur. Bu nedenle 'non bis in idem' ilkesi uygulanmaz ve fail, TCK'daki genel içtima kuralları gereği (gerçek içtima), hem sahtecilik suçundan hem de dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı cezalandırılır. Bu uygulama, kanunda açıkça aksi belirtilmediği sürece, işlenen fiil kadar suç, suç kadar da ceza olması prensibine dayanır.