Bir sanığın fiili, hem TCK m. 157 (basit dolandırıcılık) hem de TCK m. 123 (kişilerin huzur ve sükununu bozma) suçlarının unsurlarını taşıyorsa (örneğin, ısrarlı aramalarla cinsel içerikli olmayan ama aldatıcı vaatlerde bulunma), suçların içtimaı nasıl çözümlenir? Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2014/45 K. sayılı kararı bu konuda nasıl bir yaklaşım sergilemiştir?
Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2014/45 K. sayılı kararına göre, sanığın tek bir eylem serisiyle (örneğin ısrarlı telefon aramaları) hem bir kişiyi aldatıp haksız menfaat sağlaması (dolandırıcılık) hem de bu ısrarlı davranışla o kişinin huzurunu bozması (kişilerin huzur ve sükununu bozma) durumunda TCK m. 44'teki 'fikri içtima' kuralı uygulanır. Sanık, işlediği tek bir fiille birden fazla farklı suçu (dolandırıcılık ve huzuru bozma) oluşturmuştur. Fikri içtima kuralı gereği, fail bu suçlardan 'en ağır cezayı öngören' suçtan cezalandırılır. TCK m. 157'deki basit dolandırıcılık suçunun cezasının üst sınırı (5 yıl hapis) ve ayrıca adli para cezası içermesi, TCK m. 123'teki suçun cezasından (3 aydan 1 yıla kadar hapis) daha ağırdır. Bu nedenle, sanık hakkında sadece daha ağır olan dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması gerekir. Mahkemenin, bu durumda her iki suçtan da ayrı ayrı ceza tayin etmesi, fikri içtima kuralına aykırılık teşkil eder ve bozma nedenidir.