HMK m. 107 kapsamında açılan bir davada, davacı yargılama sırasında sunduğu dilekçede talebini 'ıslah ettiğini' belirtmiş, ancak daha sonraki bir celsede bunun 'talep artırım dilekçesi' olduğunu beyan etmiştir. Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/467 E., 2021/775 K. sayılı kararına göre mahkeme bu dilekçeyi nasıl nitelendirmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263461

Mahkeme, bu dilekçeyi bir 'talep artırım dilekçesi' olarak nitelendirmelidir. Hukuk Genel Kurulu'nun ilgili kararında, HMK m. 33 uyarınca hâkimin, tarafların hukuki nitelendirmeleriyle bağlı olmadığı, maddi vakıalara ve taleplere göre hukuku re'sen uygulamakla yükümlü olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davacının dikkate alınması gereken unsurlar şunlardır: 1) Davanın en başından 'belirsiz alacak davası' olarak açılmış olması. 2) Davacının, dilekçeyi sehven 'ıslah dilekçesi' olarak adlandırdığını, asıl niyetinin HMK m. 107 uyarınca talep artırımı olduğunu duruşmada açıkça beyan etmesi. 3) Dilekçenin içeriğinin, bilirkişi raporu sonrası alacağı belirleyip artırmaya yönelik olması, ki bu tam olarak belirsiz alacak davasının mantığına uygundur. Hukuki dinlenilme hakkı ve usul ekonomisi ilkeleri gereği, mahkemenin tarafların yaptığı isimlendirme hatasına takılmayıp, dilekçenin gerçek amacına ve davanın niteliğine göre hareket etmesi gerekir. Bu nedenle, dilekçe bir talep artırım dilekçesidir ve ıslah hakkını tüketmez.