HMK m. 107 kapsamında açılan bir davada, kıdem tazminatı talebinin, fesih tarihindeki kıdem tazminatı tavanı nedeniyle 'belirlenebilir' olduğu sonucuna varılmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesi'nin davayı hukuki yarar yokluğundan reddetmeyip kısmi dava olarak görmesi, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2021/7853 E., 2021/11914 K. sayılı kararında neden hatalı bulunmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263452

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin bu kararı, davanın türünün davacı tarafından seçildiği ve mahkemenin bu türü re'sen değiştiremeyeceği (tahvil edemeyeceği) yönündeki katı görüşünü yansıtmaktadır. Karara göre hata şuradadır: 1) Öncelikle, Bölge Adliye Mahkemesi, ücretin kabul edilen kısmının bile kıdem tazminatı tavanını aştığını, dolayısıyla tazminatın her halükarda tavan üzerinden hesaplanacağını ve bu nedenle alacağın 'belirlenebilir' olduğunu doğru bir şekilde tespit etmiştir. 2) Bu tespit, davacının belirsiz alacak davası açmakta 'hukuki yararı bulunmadığı' anlamına gelir. Hukuki yarar, bir dava şartıdır. 3) Dairenin görüşüne göre, dava şartı olan hukuki yarar eksikliği, sonradan mahkeme tarafından verilecek bir süreyle veya davanın türünü değiştirerek (belirsizden kısmi davaya çevirerek) tamamlanabilecek bir eksiklik değildir. 4) Davacı, davasını açıkça 'belirsiz alacak davası' olarak açmıştır. Mahkeme, bu seçimle bağlıdır ve davayı re'sen kısmi davaya dönüştüremez. Bu nedenle, hukuki yarar yokluğu tespit edildiğinde yapılması gereken tek şey, davayı bu talep yönünden 'dava şartı yokluğundan usulden reddetmektir'. Davanın kısmi dava olarak görülüp esastan karara bağlanması bu nedenlerle hatalı bulunmuştur.