Sanığın, katılanlara ait ev telefonunu birden fazla kez arayarak hakaret ettiği iddiasıyla açılan bir davada, mağdur çocukların dinlenmesi sırasında CMK m. 52/3-a (görüntü/ses kaydı) ve m. 236/3 (uzman bulundurma) kurallarına uyulmaması, Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2010/607 E., 2011/42168 K. sayılı kararında neden 'sonuca etkili görülmemiştir'?
Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, bu usuli eksikliklerin 'sonuca etkili görülmemesi'nin temel nedeni, davanın esası itibarıyla sanığın mahkumiyetine yeterli delil bulunmamasıdır. Kararda, sanığın ev telefonunu aradığının sabit olmadığı, sadece katılanlardan birinin kullandığı cep telefonunu aradığının belirlendiği, sanığın ise katılanları tanımadığını ve kızının endişesiyle aradığını savunduğu belirtilmiştir. Yargıtay, mevcut delil durumuna göre sanığın atılı suçlardan (hakaret ve kişilerin huzurunu bozma) cezalandırılmasına yeterli, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı sonucuna varmıştır. Bu durumda, usule aykırı olarak dinlenmiş olsalar bile, mağdur çocukların beyanları mahkumiyet için yeterli olmadığından, dinlenme sırasındaki usuli eksikliklerin kararın sonucunu değiştirecek bir etkisi kalmamıştır. Yani, usule uygun dinlenmiş olsalardı dahi, diğer deliller yetersiz olduğu için sanık yine beraat edecekti. Yargıtay bu nedenle, zaten beraatle sonuçlanması gereken bir davada, bu usul hatalarını bir bozma nedeni olarak görmemiş ve mağdur çocukların tekrar dinlenerek daha fazla örselenmemesi gerektiğini de vurgulamıştır.