Bir davada, mağdur çocuğun dinlenmesi sırasında hem CMK m. 234/2 uyarınca zorunlu vekil bulundurulmaması hem de CMK m. 236/3 uyarınca uzman kişi bulundurulmaması şeklinde iki ayrı usulü eksiklik varsa, Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2015/20735 E., 2015/35677 K. sayılı kararı bu durumu nasıl ele almıştır?
Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, bu iki usuli eksiklik farklı şekillerde ele alınmıştır. 1) Zorunlu Vekil Bulundurulmaması: CMK m. 234/2 gereği mağdur çocuğa vekil atanması zorunludur. Kararda, beyan alınırken vekil atanmamış olsa da, 'kovuşturma bitmeden vekil atanmış olmakla' bu eksikliğin sonradan giderildiği kabul edilmiştir. Bu, vekilin yargılamanın sonraki aşamalarında katılarak mağdurun haklarını koruyabildiği ve bu nedenle ilk baştaki eksikliğin telafi edildiği anlamına gelir. 2) Uzman Kişi Bulundurulmaması: CMK m. 236/3 gereği uzman bulundurulması, beyanın alındığı ana özgü bir işlemdir ve sonradan telafisi mümkün değildir. Ancak Yargıtay, bu eksikliği, 'inceleme tarihi itibariyle 18 yaşını doldurması nedeniyle telafisi mümkün olmadığından' bozma nedeni yapmamıştır. Bu yaklaşım, Yargıtay'ın, telafisi mümkün olmayan usul hatalarında dahi, yargılamanın geldiği aşamayı ve yeniden yargılama yapmanın getireceği zorlukları (özellikle mağdurun tekrar dinlenmesi gibi) dikkate alarak, sonuca etkili görmediği takdirde bozma kararı vermeyebileceğini göstermektedir. Özetle, vekil eksikliği sonradan giderilebilirken, uzman eksikliği giderilemez ancak her zaman mutlak bir bozma nedeni sayılmayabilir.