TCK m. 158/1-h bendinde geçen 'şirket adına hareket eden kişiler' ifadesi kimleri kapsar ve bu kişilerin ticari faaliyetleri sırasında işledikleri dolandırıcılık eyleminin nitelikli hal sayılmasının ardındaki mantık nedir?
'Şirket adına hareket eden kişiler' ifadesi, şirketin yöneticisi (örneğin yönetim kurulu üyesi, müdür) olmasa bile, şirketi üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisine sahip olan veya fiilen bu konumda bulunan kişileri kapsar. Bu, ticari vekil, ticari mümessil gibi hukuken yetkilendirilmiş kişileri içerebileceği gibi, dış ilişkide şirket adına hareket ettiği izlenimini yaratan ve bu izlenimden faydalanan kişileri de kapsayabilir. Bu eylemin nitelikli hal sayılmasının ardındaki mantık, bu kişilerin bireysel güvenilirliklerinin ötesinde, arkalarındaki şirketin kurumsal kimliğinin, ticari itibarının ve ekonomik gücünün yarattığı güveni kötüye kullanmalarıdır. Mağdur, karşısındaki kişiye değil, onun temsil ettiği şirketin güvenirliğine inanarak aldanmaktadır. Kanun koyucu, ticari hayatın temelini oluşturan bu kurumsal güvenin sarsılmasını, basit dolandırıcılığa göre daha ağır bir haksızlık olarak görmüş ve bu nedenle eylemi daha ağır bir yaptırıma bağlamıştır.