HMK m. 107 kapsamında açılmış bir belirsiz alacak davasında, dava konusu alacakların belirli olduğu anlaşılırsa, mahkeme davayı kısmi dava olarak kabul edip yargılamaya devam edebilir mi? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2021/5121 E., 2021/9537 K. sayılı kararı ve Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/853 E., 2020/907 K. sayılı kararı arasındaki temel yaklaşım farkını açıklayınız.
Bu konuda Yargıtay daireleri arasında ve hatta Hukuk Genel Kurulu ile daireler arasında farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2021/5121 E., 2021/9537 K. sayılı kararında benimsenen daha katı yaklaşıma göre; şartları bulunmadığı halde belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar yoktur. Bu dava şartı eksikliği sonradan tamamlanamaz ve mahkeme davayı kısmi davaya çeviremez; davayı hukuki yarar yokluğundan usulden reddetmelidir. Bu görüş, dava türlerinin katı bir şekilde ayrılması ve davacının seçtiği dava türünün sonuçlarına katlanması gerektiği ilkesine dayanır. Buna karşılık, Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/853 E., 2020/907 K. sayılı kararında benimsenen daha esnek yaklaşıma göre; alacağı olduğunu iddia eden davacının dava açmakta her zaman hukuki yararı vardır. Davanın yanlış türde açılması bu hukuki yararı ortadan kaldırmaz. Hâkim, HMK m. 33 uyarınca hukuku re'sen uygulamakla yükümlüdür. Bu nedenle, belirsiz alacak davasının koşulları olmasa bile, eğer kısmi dava açma koşulları mevcutsa (ki HMK m. 109/2'nin ilgasıyla belirli alacaklar için de mümkündür), mahkeme davayı hukuki yarar yokluğundan reddetmemeli, bir ara kararıyla kısmi dava olarak nitelendirip yargılamaya devam etmelidir. Bu yaklaşım, usul ekonomisi ve hak arama özgürlüğünün daha geniş yorumlanmasına dayanmaktadır.