CMK m. 210'daki 'Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir' kuralı ile CMK m. 236/2'deki 'psikolojisi bozulmuş mağdur bir defa dinlenebilir' kuralı çatıştığında, ceza muhakemesi hukuku ilkeleri açısından nasıl bir çözüm üretilmelidir? 'sen.av.tr'deki makalede bu çatışmanın hangi temel hakkı zedeleyebileceği belirtilmiştir?
Bu iki kuralın çatışması, ceza muhakemesinde mağdurun korunması ile sanığın savunma hakkı arasındaki hassas dengeyi ortaya koyar. CMK m. 236/2, özel bir hüküm olması nedeniyle CMK m. 210'daki genel kurala göre öncelikli uygulanabilir. Bu yoruma göre, psikolojisi bozulmuş ve soruşturmada dinlenmiş olan tek tanık konumundaki mağdur, duruşmada tekrar dinlenmeyebilir. Ancak 'sen.av.tr'deki makalede de işaret edildiği gibi, bu durum sanığın temel bir hakkını zedeleyebilir. İHAS m. 6 ve Anayasa m. 36'da güvence altına alınan adil/dürüst yargılanma hakkı kapsamında yer alan 'silahların eşitliği' ve 'tanıkları sorgulama/sorgulatma' hakkı, sanığın aleyhindeki delilleri ve tanıkları bizzat veya müdafii aracılığıyla sorgulayabilmesini gerektirir. Mağdurun duruşmada hiç dinlenmemesi, sanığın bu hakkını kullanmasını engeller. Bu çatışmanın çözümü, somut olayın özelliklerine göre bir dengeleme yapılmasını gerektirir. Örneğin, mağdurun beyan ve görüntülerinin CMK m. 236/8 uyarınca sanık ve müdafiine izletilmesi ve bu kayıtlar üzerinden soru sorma imkanının dolaylı da olsa tanınması bir çözüm olabilir. Ancak ideal olan, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması zorunluluğu (CMK 236/2 istisnası) kapsamında, mağduru yeniden travmatize etmeyecek özel usullerle (örneğin özel ortamda, uzman aracılığıyla, SEGBİS ile) duruşmada dinleyerek sanığın sorgulama hakkını temin etmektir.