HMK m. 107 kapsamında açılan bir belirsiz alacak davası ile HMK m. 109 kapsamındaki bir kısmi dava, davacının dava dilekçesindeki ifadelerinden nasıl ayırt edilebilir? Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/485 E., 2021/971 K. sayılı kararına göre, davacının duruşmada 'davamız belirsiz alacak davasıdır' demesi, davanın türünü değiştirebilir mi?
İki dava türü arasındaki ayrım, davacının dava dilekçesindeki beyanlarına göre yapılır. Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/485 E., 2021/971 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi; belirsiz alacak davası istisnai bir dava türü olduğu için, davacının davasını bu türde açtığını açıkça dilekçesinde belirtmesi gerekir. Buna karşılık, kısmi davada böyle bir açık ifade zorunluluğu yoktur. Dava dilekçesindeki açıklamalardan alacağın daha fazla olduğu anlaşılıyor ve talep kısmında 'fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere' veya 'şimdilik şu kadarını dava ediyorum' gibi bir ifade kullanılmışsa, bu davanın kısmi dava olarak kabulü için yeterlidir. Karara göre, dava türü dava dilekçesiyle belirlenir ve sonradan duruşmadaki bir beyanla değiştirilemez. Dolayısıyla, davacı vekilinin dilekçesinde davanın türünü belirtmeden 'fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak' talepte bulunduktan sonra, duruşmada 'davamız belirsiz alacak davasıdır' demesi, davanın türünü değiştirmez. Dava, en başından itibaren bir kısmi dava olarak kabul edilir.