Tacir veya şirket yöneticisi olan bir kişinin ticari faaliyeti sırasında işlediği dolandırıcılık suçu (TCK m. 158/1-h) ile şahıs işletmesi sahibinin ticari faaliyeti sırasında işlediği dolandırıcılık suçu arasında Yargıtay'ın yaptığı ayrım nedir? Y11CD-K.2022/265 sayılı karar bu konuda ne belirtmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263397

Yargıtay, TCK m. 158/1-h bendinde yer alan nitelikli halin uygulanması için failin hukuken 'tacir' veya 'şirket yöneticisi' sıfatına sahip olması gerektiğini aramaktadır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2022/265 sayılı kararında da belirtildiği gibi, bir 'şahıs işletmesi' Türk Ticaret Kanunu anlamında bir 'şirket' değildir ve şahıs işletmesini işleten kişi de kanunen 'tacir' sayılmaz (genellikle esnaf olarak kabul edilir). Bu nedenle, bir şahıs işletmesi sahibi, ticari faaliyeti sırasında dolandırıcılık suçu işlediğinde, TCK m. 158/1-h'deki nitelikli halin unsurları oluşmaz. Sanığın eylemi, diğer nitelikli haller yoksa, TCK m. 157/1 kapsamında 'basit dolandırıcılık' olarak kabul edilir. Bu ayrımın temelinde, TCK m. 158/1-h'deki düzenlemenin, tacir ve şirket yöneticilerinin ticari hayatta sahip oldukları özel güven ve itibarı kötüye kullanmalarını daha ağır bir yaptırıma bağlama amacı yatmaktadır. Bu sıfatlara sahip olmayan şahıs işletmesi sahipleri bu kapsamda değerlendirilmemektedir.