7251 sayılı Kanun ile HMK m. 107/2'de yapılan değişiklik, belirsiz alacak davasında talebin kesinleştirilmesi sürecini nasıl etkilemiştir? Bu değişikliğin gerekçesi nedir ve hâkimin rolü bu süreçte nasıl şekillenmiştir?
7251 sayılı Kanun ile HMK m. 107/2'de yapılan değişiklik, talebin kesinleştirilmesi sürecindeki belirsizliği ortadan kaldırmayı amaçlamıştır. Değişiklik öncesi metinde, davacının alacağın belirlenebilir hale geldiği 'an'da talebini artırması gerektiği belirtiliyordu, ancak bu 'an'ın tespiti uygulamada sorun yaratıyordu. Yeni düzenleme ile bu tespiti yapma ve süreci yönetme görevi hâkime verilmiştir. Buna göre; hâkim, tahkikat sonucu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğuna kanaat getirdiğinde, tahkikat sona ermeden davacıya talebini tam ve kesin olarak belirlemesi için iki haftalık kesin bir süre verir. Davacı bu süre içinde talebini belirlemezse, dava başlangıçta belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır. Değişikliğin gerekçesi, uygulamadaki 'belirlenebilir hale gelme anı' tartışmalarına son vermek, süreci öngörülebilir kılmak ve hâkime aktif bir rol vererek usul ekonomisini sağlamaktır. Artık talep artırımı için kritik an, davacının sübjektif tespitiyle değil, hâkimin objektif tespiti ve süre vermesiyle başlamaktadır.