Belirlenebilir nitelikteki bir işçilik alacağı (örneğin kıdem tazminatı) için HMK m. 107'ye dayanılarak belirsiz alacak davası açılması durumunda, mahkemenin izlemesi gereken yol nedir? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2021/7853 E., 2021/11914 K. sayılı kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/853 E., 2020/907 K. sayılı kararı arasında bu konuda bir görüş ayrılığı var mıdır? Açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263382

Bu konuda Yargıtay Daireleri ve Hukuk Genel Kurulu arasında farklı yaklaşımlar mevcuttur. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2021/7853 E., 2021/11914 K. sayılı kararında benimsediği daha katı görüşe göre; kıdem tazminatı gibi belirlenebilir bir alacak için belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar yoktur. Hukuki yarar, HMK m. 114 uyarınca bir dava şartıdır ve bu eksiklik sonradan tamamlanamaz. Dolayısıyla, mahkemenin davacıya süre vererek davayı kısmi davaya çevirme (tahvil etme) imkanı yoktur ve dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilmelidir. Buna karşılık, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/853 E., 2020/907 K. sayılı kararında benimsediği daha esnek ve hak arama özgürlüğünü gözeten görüşe göre; alacağı olduğunu iddia eden davacının dava açmakta her zaman hukuki yararı vardır. Alacağın belirli olmasına rağmen yanlışlıkla belirsiz alacak davası açılması, hukuki yararı ortadan kaldırmaz. Bu durumda mahkeme, davayı hukuki yarar yokluğundan reddetmemelidir. Bunun yerine, somut olayın koşullarına göre, özellikle HMK m. 109/2'nin mülga olmasıyla belirli alacaklar için de kısmi dava açılabileceği dikkate alınarak, davayı bir kısmi dava olarak kabul edip yargılamaya devam etmelidir. Dolayısıyla, iki karar arasında net bir görüş ayrılığı bulunmaktadır; 9. Daire davanın usulden reddini savunurken, HGK davanın kısmi dava olarak görülmesi gerektiğini belirtmektedir.