Infaz Kanunu madde 108'de tekerrür hükümlerinin 'güvenlik tedbirleri' bölümünde düzenlenmesi ve aynı zamanda 'infaz rejimine ilişkin bir norm' olarak vasfı tayin edilmesi (TCK 58), bu müessesenin çifte niteliğini nasıl ortaya koyar? Bu durumun hukuki sonuçları nelerdir?
Tekerrürün TCK'da 'güvenlik tedbirleri' bölümünde yer alması, onun toplumu koruma ve faillerin tehlikeliliğini bertaraf etme amacına vurgu yapar. Ancak aynı zamanda 'infaz rejimine ilişkin bir norm' olması, tekerrürün doğrudan bir ceza olmaktan ziyade, verilen cezanın nasıl infaz edileceğini düzenleyen bir kural olduğunu gösterir. Bu çifte nitelik, tekerrürün hukuki sonuçlarını karmaşıklaştırır. Örneğin, 'aleyhe değiştirmeme yasağı' (CMUK 326/son) kapsamında, tekerrürün infaz rejimiyle ilgili hükümleri, ceza miktarından bağımsız olarak infaz aşamasında re'sen uygulanabilir ve bu durum kazanılmış hak oluşturmaz. Bu, hukuki güvenlik ile kamu güvenliği arasındaki dengeyi yansıtır; faillerin topluma yeniden entegrasyonu sağlanırken, tekrar suç işleme riskleri daha sıkı bir infazla minimize edilmeye çalışılır. (Infaz Kanunu m. 108 Gerekçesi, TCK m. 58/9, Yargıtay 13. Ceza Dairesi 2016/7219 K., 2017/5838 K.)