CMK madde 144/1-b'ye göre tazminat talep edemeyecek kişiler arasında yer alan 'sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenler' ile CMK madde 141/1-e'de belirtilen 'kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilenler' arasındaki temel fark nedir? Bu ayrım hangi ilkeye dayanır?
Temel fark, hukuka aykırılığın kaynağı ve tazminat hakkının doğduğu andaki durumdadır. CMK 141/1-e'deki durumlar, yakalama veya tutuklamanın 'kanuna uygun' olmasına rağmen, sonradan verilen beraat veya takipsizlik kararıyla bu tedbirlerin 'haksız' olduğunun hukuken tespiti sonucu tazminat hakkının doğmasını ifade eder. Burada fiil baştan itibaren suç değildir veya sanık fiili işlememiştir. CMK 144/1-b'deki durum ise, yakalama veya tutuklamanın yapıldığı tarihte fiilin 'suç' olması ve tedbirin 'kanuna uygun' olması, ancak sonradan çıkan lehe bir kanunla (örn. suç olmaktan çıkarma) fiilin artık suç sayılmaması halidir. Bu durumda, tedbirin uygulandığı anda bir haksızlık belgelenmediği için tazminat hakkı doğmaz. Bu ayrım, tazminatın 'haksızlığın belgelenmesi' ilkesine dayanır. (CMK m. 141/1-e, m. 144/1-b, CMK m. 144 Gerekçesi, Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2016/11423 K., 2017/784 K.)