5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 108/7'de düzenlenen disiplin hapsi yaptırımının uygulanabilmesi için, mükerrir hükümlünün yükümlülüğe aykırı hareket etmesi yeterli midir, yoksa ek bir şart aranır mı?
Hayır, tek başına aykırı hareket etmesi yeterli değildir. İnfaz Kanunu m. 108/7, disiplin hapsi yaptırımının uygulanabilmesi için, 'bu madde hükümlerine göre kendilerine yüklenen yükümlülüklere ve yasaklara aykırı hareket eden mükerrirler' hakkında karar verileceğini belirtir. Bu ifadeden, basit bir aykırılığın yeterli olduğu gibi bir anlam çıkabilse de, Yargıtay uygulaması ve ceza hukukunun genel ilkeleri, TCK m. 51/7'deki 'uyarıya rağmen ısrar' şartının burada da kıyasen uygulanması gerektiğini göstermektedir. Yani, denetimli serbestlik müdürlüğü, hükümlünün bir yükümlülüğü ihlal ettiğini tespit ettiğinde, durumu infaz hakimliğine bildirir. İnfaz hakiminin, hükümlüyü bu konuda uyarması ve hükümlünün bu uyarıya rağmen aykırı davranışta 'ısrar' etmesi halinde disiplin hapsine karar vermesi, hukukun genel ilkelerine ve orantılılık ilkesine daha uygun bir yaklaşımdır. Aksi takdirde, küçük veya kasıtlı olmayan bir ihlal nedeniyle dahi doğrudan disiplin hapsi uygulanması, aşırı bir yaptırım olur. Nitekim, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2017/905 E. sayılı kararı da, TCK m. 51'deki erteleme ihlali için 'uyarı' şartını arayarak bu genel ilkeyi teyit etmiştir.