5271 sayılı CMK m. 144/1-c'de sayılan 'uzlaşma' nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilenlerin tazminat isteyemeyeceği kuralı, uzlaşmanın hangi niteliğine dayanmaktadır?
Bu kural, uzlaşmanın 'ceza muhakemesini sona erdiren alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemi' olmasına ve 'haksızlığın bir mahkeme kararıyla belgelenmesini' engellemesine dayanmaktadır. Uzlaşma, fail ile mağdurun devletin arabuluculuğunda anlaşarak, ceza yargılamasının esasına girilmeden uyuşmazlığı sonlandırmasıdır. Bu süreçte mahkeme, failin suçu işleyip işlemediği konusunda bir yargıda bulunmaz; sadece tarafların uzlaştığını tespit ederek soruşturma veya kovuşturmayı bitirir (KYOK veya düşme kararı verir). Tazminat hakkı ise, yakalama veya tutuklamanın 'haksız' olduğunun bir beraat kararı gibi yargısal bir tespitle ortaya konulmasına bağlıdır. Uzlaşma ile süreç sona erdiğinde, böyle bir 'haksızlık tespiti' yapılamaz. Kişinin masum olup olmadığı belirsiz kalır. Bu nedenle, yargılamanın esasına girilmesini kendi iradesiyle (uzlaşarak) engelleyen bir kişinin, sürecin başında uygulanan ve o anki delil durumuna göre hukuka uygun olan bir koruma tedbirinden dolayı devletten tazminat talep etmesi, hem uzlaşma kurumunun ruhuna hem de tazminatın mantığına aykırı kabul edilmiştir.