5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 108/2'deki 'Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz' hükmü, aleyhe temyiz olmaması halinde sanığın kazanılmış hakkının korunmasında nasıl bir rol oynar? Yargıtay 2. CD'nin 2016/947 E. sayılı kararındaki uygulamayı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #262699

Bu hüküm, aleyhe temyiz olmayan durumlarda, mahkemenin tekerrüre esas alınacak ilamı seçerken yaptığı hatanın, sanık aleyhine sonuç doğurmasını engelleyen bir 'güvenlik supabı' işlevi görür. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2016/947 E. sayılı kararında, mahkeme hatalı olarak daha hafif bir ilamı tekerrüre esas almıştır. Yargıtay, bu hatayı düzelterek hukuken doğru olan 'en ağır' ilamın tekerrüre esas alınması gerektiğini belirtmiştir. Normalde bu değişiklik, sanığın koşullu salıverme süresini uzatacağı için aleyhine bir durum yaratırdı. Ancak kararda aleyhe temyiz yoktur. Bu durumda Yargıtay, CMUK m. 326/son'daki aleyhe değiştirme yasağını uygulamış ve sanığın kazanılmış hakkını korumuştur. Bunu yaparken de İnfaz Kanunu m. 108/2'yi bir dayanak olarak kullanmıştır. Kararda, tekerrüre esas ilamın doğru olan (ağır ceza içeren) ilam olarak değiştirilmesine, 'ancak... koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, (ilk hükümde hatalı olarak esas alınan hafif ceza içeren ilam) esas alınarak belirlenmesine' şeklinde bir şerh düşülmüştür. Böylece, hem hüküm hukuken doğru hale getirilmiş (doğru ilam esas alınmış) hem de sanığın infaz rejimi, ilk karardaki lehe durum korunarak, aleyhine ağırlaştırılmamıştır.