Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/11423 E. sayılı kararında, davacının tutuklu kaldığı sürenin başka bir mahkumiyetinden mahsup edilmesine rağmen, davacı lehine tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. CMK m. 144/1-a'nın mülga olması sonrası, mahsup edilen sürenin tazminat miktarının belirlenmesindeki rolü nedir?
CMK m. 144/1-a bendinin 6459 sayılı Kanun ile 2013 yılında yürürlükten kaldırılması, mahsup kurumunun tazminat hakkı üzerindeki etkisini temelden değiştirmiştir. Artık, bir davada haksız yere tutuklu kalan kişinin, bu süreyi başka bir kesinleşmiş cezasından mahsup ettirmiş olması, tazminat talep etme hakkını ortadan kaldırmaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin kararında da bu ilke benimsenmiştir. Ancak, mahsup edilen sürenin, hükmedilecek tazminat miktarının belirlenmesinde bir rolü vardır. Yargıtay'a göre, davacının haksız tutukluluk nedeniyle uğradığı özgürlükten yoksun kalma zararı, bu sürenin başka bir cezadan indirilmesiyle bir ölçüde 'telafi edilmiştir'. Yani kişi, normalde yatması gereken bir cezayı, haksız tutukluluk süresi sayesinde daha az yatmış veya hiç yatmamıştır. Bu durum, tazminat hakkını tamamen ortadan kaldırmasa da, mahkemenin hükmedeceği maddi ve manevi tazminat miktarını belirlerken göz önünde bulundurması gereken bir 'hakkaniyet' unsurudur. Yargıtay'ın beklentisi, bu durumda tam bir tazminat yerine, haksızlığa işaret eden, hak ve nesafete uygun, daha 'makul' veya 'sembolik' bir tazminata hükmedilmesidir. Bu yaklaşım, hem kişinin uğradığı haksızlığın tanınmasını hem de mükerrer bir fayda sağlamasının önlenmesini amaçlar.