Mahkemenin, hapis cezasının ertelenmemesine ilişkin olarak gösterdiği gerekçenin, aynı sanık hakkında uyguladığı TCK m. 62 takdiri indirim gerekçesi ile çelişmesi, Yargıtay tarafından neden bir bozma sebebi olarak görülmektedir? Bu durum hangi temel hukuk ilkesini zedeler?
Bu durumun Yargıtay tarafından bir bozma sebebi olarak görülmesinin temel nedeni, kararın kendi içinde 'tutarsız' ve 'gerekçesiz' kalmasıdır. Bu, öncelikle Anayasa m. 141 ve CMK m. 34'te düzenlenen 'gerekçeli karar hakkı' ilkesini zedeler. YCGK'nın 2018/446 sayılı kararında da vurgulandığı gibi: 1) Mantıksal Çelişki: Mahkeme, sanığın 'duruşmadaki hâlini olumlu değerlendirip' takdiri indirim uyguladığında, sanığın kişiliği ve yargılama sürecindeki davranışları hakkında olumlu bir kanaat edindiğini beyan etmiş olur. Aynı kararda, 'ileride suç işlemekten çekineceği yolunda müspet kanaat gelmediği' gerekçesiyle ertelemeyi reddetmek, bu olumlu kanaatle doğrudan çelişir. 2) Gerekçenin Yetersizliği: Bu çelişki, her iki kararın da gerekçesini zayıflatır ve keyfi bir karar verildiği izlenimi yaratır. Mahkeme, sanığın hangi davranışını olumlu, hangi yönünü olumsuz bulduğunu somut olarak ayrıştırmadan, kalıp ifadelerle karar vermiş olur. Bu durum, kararın denetlenebilirliğini ortadan kaldırır. Sonuç olarak Yargıtay, bir kararın kendi içindeki mantıksal bütünlüğünün ve gerekçelerinin birbiriyle tutarlı olmasının adil yargılanma hakkının bir parçası olduğunu kabul etmekte ve bu tür çelişkileri bozma nedeni saymaktadır.