INTERPOL Anayasası'nın 2. maddesi, örgütün amacını 'tüm polis teşkilatları arasında mümkün olan en geniş karşılıklı yardımı sağlamak' ve 'suçların önlenmesinde etkili olabilecek kurumları kurmak ve geliştirmek' olarak belirtirken, bu faaliyetlerin hangi iki temel çerçeve içinde yürütülmesi gerektiğini şart koşmuştur?
INTERPOL Anayasası'nın 2. maddesi, örgütün bu geniş amaçlarını gerçekleştirirken uyması gereken iki temel ve sınırlayıcı çerçeve belirlemiştir: 1) Ülkelerin Kendi İç Hukukları (Domestic Laws of the Countries): INTERPOL, faaliyetlerini yürütürken üye ülkelerin ulusal egemenliğine ve iç hukuk düzenlemelerine saygı göstermek zorundadır. Bir ülkede suç sayılmayan bir eylem için başka bir ülkenin talebiyle işlem yapması veya bir ülkenin yasalarına aykırı bir talepte bulunması bu ilkeye aykırı olur. Bu, örgütün faaliyetlerinin hukuki meşruiyet zeminini oluşturur. 2) İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin Işığında (In the light of the Universal Declaration of Human Rights): INTERPOL'ün tüm faaliyetleri, temel insan hak ve özgürlüklerine saygılı olmak zorundadır. Bu, özellikle Anayasa'nın 3. maddesindeki siyasi, askeri, dini veya ırksal faaliyet yasağı ile birlikte, örgütün bir baskı aracına dönüşmesini engelleyen en önemli güvencedir. CCF kararlarında da görüldüğü gibi, bir bülten talebinin temel insan haklarını (yaşam hakkı, işkence yasağı, adil yargılanma hakkı vb.) ihlal etme riski taşıması, talebin reddedilmesi için yeterli bir sebeptir.