Bir sanığın, TCK m. 58 uyarınca tekerrüre esas alınan önceki mahkumiyetinin, 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesinden sonra yapılan bir kanun değişikliği ile (örneğin 6545 S.K. ile TCK m. 191'de yapılan değişiklik) artık tekerrüre esas alınamayacak bir niteliğe bürünmesi halinde, Yargıtay bu durumu nasıl değerlendirir? (Bkz. Yargıtay 20. CD, 2016/2481 E. kararı)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #262689

Bu durumda Yargıtay, lehe kanun ilkesi (TCK m. 7/2) gereğince, artık tekerrüre esas alınma niteliğini yitiren bu mahkumiyetin tekerrür uygulamasında kullanılamayacağına karar verir. Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2016/2481 E. sayılı kararında tam olarak bu durum yaşanmıştır. Mahkeme, sanığın tekerrürüne esas olarak, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan aldığı bir mahkumiyeti göstermiştir. Ancak TCK m. 191, 6545 sayılı Kanun ile değiştirilerek, bu suç için 'hükmün açıklanmasının geri bırakılması' ve 'davanın düşmesi' gibi özel usuller getirilmiştir. Bu değişiklikler, TCK m. 191'i özel bir infaz rejimine tabi kılmış ve bu suçtan verilen mahkumiyetlerin genel suçlar gibi tekerrüre esas alınmasını engellemiştir. Yargıtay, bu lehe kanun değişikliği nedeniyle, TCK m. 191'den verilen mahkumiyetin artık tekerrüre esas alınamayacağına, mahkemenin sanığın adli sicilindeki diğer sabıkalarından en ağırını esas alması gerektiğine karar vererek hükmü bozmuştur. Bu, sonradan çıkan lehe kanunların, tekerrür gibi infaz rejimini etkileyen kurumlarda da geçmişe dönük olarak sanık lehine uygulanacağını gösterir.