Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 2017/1502 sayılı kararında, mahkemenin 12.05.2012 tarihli ek karar ile davanın 'açılmamış sayılmasına' karar vermesi neden hukuka aykırı bulunmuştur? Bu tür bir durumda mahkemenin yapması gereken işlem neydi?
Mahkemenin 'davanın açılmamış sayılmasına' karar vermesi, özel kanun olan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun hükümlerine aykırı olduğu için hukuka aykırı bulunmuştur. Kararda belirtildiği üzere, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi bozma ilamında, '3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28. maddesinin 2. fıkrasında kadastro davalarının hangi hallerde açılmamış sayılmasına karar verileceğinin tahdidi (sınırlı) olarak sayıldığı' ve somut olayın bu hallerden hiçbirine uymadığı vurgulanmıştır. Kadastro Kanunu, genel usul kanunu olan HUMK/HMK'ya göre daha özel bir kanundur ve öncelikle uygulanması gerekir. Mahkeme, görevsizlik kararının kesinleşmesine rağmen dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için talepte bulunulmamasını, genel usul kanunundaki (HUMK m. 193/3) 'davanın açılmamış sayılması' gerekçesine dayandırmıştır. Oysa özel kanun olan Kadastro Kanunu'nda bu durum için özel bir düzenleme (veya düzenlemesizlik) vardır. Yargıtay'a göre, mahkemenin yapması gereken, davanın açılmamış sayılmasına karar vermek yerine, 'dosyayı üst yazı ile re’sen görevli Sulh Hukuk Mahkemesine göndermek'ti. Bu, kadastro davalarının kamu düzeniyle ilgili niteliği ve sürecin hızlı işlemesi gerekliliğinden kaynaklanan bir yorumdur.