CMK m. 144/1-e'de belirtilen 'Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini... bildirerek... tutuklanmasına neden olanlar'ın tazminat isteyemeyeceği kuralı, sadece sanığın kendi beyanları için mi geçerlidir, yoksa başka birinin baskısı veya yönlendirmesiyle verilen ifadeyi de kapsar mı? Metindeki kararlar bu konuda bir ayrım yapıyor mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #262662

Metindeki Yargıtay kararları ve CMK madde gerekçesi, bu konuda açık bir ayrıma gitmemekte, daha çok sanığın 'şahsi kusuru' üzerinde durmaktadır. Kuralın lafzı, 'kendi beyanıyla' neden olmayı vurgular. YCGK'nın 2015/157 sayılı kararında, sanığın 'açıkça soruşturmaya konu hırsızlığı... gerçekleştirdiğini beyan ettikten sonra' tutuklandığı ve bunun kendi kusuru olduğu belirtilmiştir. Ancak, eğer sanığın bu beyanı, işkence, tehdit, kötü muamele veya bir başkasının (örneğin asıl failin) yoğun baskısı ve aldatması sonucu verdiği kanıtlanabilirse, durum değişebilir. Bu durumda sanığın 'iradesinin fesada uğratıldığı' ve beyanının özgür iradesine dayanmadığı savunulabilir. Böyle bir senaryoda, tutuklamaya neden olmada 'şahsi kusurunun' azaldığı veya ortadan kalktığı iddia edilebilir. Metindeki kararlarda bu özel durum ele alınmamış olsa da, tazminat hukukunun genel ilkeleri ve 'kusur' kavramı çerçevesinde, iradesi dışında beyanda bulunmaya zorlanan bir kişinin CMK m. 144/1-e kapsamına girmeyeceği savunulabilir. Bu, her somut olayın kendi koşullarına göre mahkeme tarafından değerlendirilecek bir durumdur.