Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2015/11769 sayılı kararında, 5275 sayılı Kanun m. 108/2 uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin adli para cezalarında uygulanamayacağı belirtilmiştir. Bu kuralın yasal dayanağı ve mantığı nedir?
Bu kuralın yasal dayanağı, hem TCK m. 58'in lafzı ve ruhu hem de 5275 sayılı Kanun'un sistematiğidir. TCK m. 58/6, 'Tekerrür halinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir' der. Mükerrirlere özgü infaz rejimi ise 5275 sayılı Kanun'un 108. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde, koşullu salıverilme sürelerini (otuz dokuz yıl, otuz üç yıl, üçte iki vb.) düzenlemekte ve bu sürelerin tamamı 'hapis cezalarının' infazına ilişkindir. Maddede adli para cezalarının infazına ilişkin özel bir düzenleme veya atıf yoktur. Adli para cezalarının infaz usulü, aynı kanunun 106. maddesinde ayrı olarak düzenlenmiştir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin kararında da belirtildiği gibi, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ancak 'hapis cezalarında' uygulanabileceği gözetilmelidir. Bunun mantığı, tekerrür kurumunun temel amacının, suç işlemekte ısrar eden ve toplum için tehlike oluşturan kişilerin daha uzun süre kontrol altında tutulması ve özgürlüklerinden yoksun bırakılmasıdır. Adli para cezası ise özgürlüğü bağlayıcı bir ceza olmadığından, bu ağırlaştırılmış infaz rejiminin mantığıyla uyuşmamaktadır. Bu nedenle, mahkemenin adli para cezası için tekerrür hükümlerini uygulaması kanuna aykırıdır.