5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 108/7'de düzenlenen, denetim süresindeki yükümlülüklere aykırılık halinde uygulanan 'disiplin hapsi', bir 'ceza' mıdır yoksa bir 'tedbir' midir? Bu nitelemenin lehe kanun uygulaması açısından önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #262334

Metindeki Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2017/535 E. sayılı kararındaki yaklaşım, disiplin hapsinin fail aleyhine sonuç doğuran bir 'yaptırım' olduğu yönündedir. Her ne kadar adı 'disiplin hapsi' olsa ve amacı infaz rejiminin düzenini sağlamak olsa da, kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakması nedeniyle ceza hukuku anlamında aleyhe bir sonuç doğurur. Bu niteleme, lehe kanun (TCK m. 7) uygulaması açısından büyük önem taşır. TCK m. 7/2, 'Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur' der. Disiplin hapsi, failin aleyhine yeni bir yaptırım getirdiği için, bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği 28/06/2014 tarihinden önce işlenen suçlar bakımından uygulanamaz. Eğer bu bir 'tedbir' olarak kabul edilseydi ve TCK m. 7/3'teki 'infaz rejimine ilişkin hükümler derhal uygulanır' kuralına tabi olsaydı, suç tarihine bakılmaksızın herkese uygulanabilirdi. Ancak Yargıtay, bunun basit bir infaz rejimi değişikliği değil, aleyhe yeni bir yaptırım olduğu sonucuna vararak lehe kanun ilkesi gereğince geçmişe yürütülmesini engellemiştir.