5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 108/2'de yer alan 'Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz' hükmünün, TCK m. 58 uyarınca tekerrüre esas alınacak ilamın seçimindeki rolünü Yargıtay içtihatları ışığında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #262310

5275 sayılı Kanun m. 108/2, doğrudan tekerrüre esas alınacak ilamın hangisi olacağını belirtmese de, Yargıtay tarafından bu konuda bir kriter olarak kullanılmaktadır. Hüküm, mükerrir bir kişinin koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, tekerrüre esas alınan önceki cezanın miktarının, infaz süresine eklenecek miktara bir üst sınır getirdiğini düzenler. Yargıtay, bu hükümden kıyas yoluyla yola çıkarak, TCK m. 58'in uygulanmasında, sanığın adli sicil kaydında birden fazla tekerrüre esas olabilecek mahkumiyet varsa, bunlardan 'en ağırının' esas alınması gerektiği yönünde bir içtihat geliştirmiştir. Metindeki birçok Yargıtay kararı (örn. Yargıtay 2. CD, 2016/947 E.; Yargıtay 6. CD, 2015/5662 E.) bu ilkeyi teyit etmektedir. Bu yaklaşımın mantığı, tekerrür kurumunun amacının, suç işlemekte ısrar eden ve toplum için daha fazla tehlike arz eden kişilere daha ağır bir infaz rejimi uygulamak olmasıdır. Bu nedenle, failin önceki suçları içinde en ağır olanının dikkate alınması, bu amaca daha uygun görülmektedir. Dolayısıyla, İnfaz Kanunu'nun bu hükmü, TCK'daki bir boşluğun yorumlanmasında Yargıtay'a yol göstermiştir.