Bir sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas alınabilecek birden fazla mahkumiyet varsa ve mahkeme bunlardan en ağırını değil de daha hafif olanı tekerrüre esas alırsa, bu durum Yargıtay tarafından nasıl değerlendirilir? Aleyhe temyiz olmaması halinde sanığın kazanılmış hakkı nasıl korunur? (Bkz. Yargıtay 16. CD, 2017/3199 E. ve Yargıtay 11. CD, 2017/13773 E. kararları)
Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, tekerrüre esas alınacak ilamın, sanığın adli sicil kaydındaki en ağır cezayı içeren ilam olması gerekir. Mahkemenin daha hafif bir cezayı esas alması hukuka aykırıdır. Ancak, bu karara karşı aleyhe temyiz (örneğin C. Savcısı tarafından) yoksa, sanık lehine bir 'usuli kazanılmış hak' doğar ve bu durumun korunması gerekir. Yargıtay bu gibi durumlarda 'düzeltilerek onama' yoluna gitmektedir. Metindeki 16. ve 11. Ceza Dairelerinin kararlarında görülen uygulama şöyledir: Yargıtay, hükümdeki hatalı tekerrür uygulamasını bozar. Düzeltme yaparken, tekerrürün hukuken doğru olan 'en ağır' ilama dayandırılması gerektiğini belirtir. Ancak, sanığın kazanılmış hakkını korumak için, 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesi uyarınca koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın hesaplanmasında, ilk hükümde hatalı olarak esas alınan 'daha hafif' cezanın dikkate alınacağına hükmeder. Böylece hem TCK m. 58'in doğru uygulanması sağlanır (en ağır ceza esas alınır) hem de CMUK m. 326/son uyarınca sanığın aleyhine bir sonuç doğması engellenir (infaz süresi, ilk karardaki hatalı hesaba göre belirlenir).