5237 sayılı TCK'nın 51. maddesinde düzenlenen 'hapis cezasının ertelenmesi' kurumunun hukuki niteliğini, 765 sayılı TCK'daki düzenleme ile karşılaştırarak açıklayınız. Bu kurumun bir 'koşullu af' olmaktan çıkarılıp 'ceza infaz kurumu' haline getirilmesinin pratik sonuçları nelerdir?
5237 sayılı TCK'nın 51. maddesinde düzenlenen 'hapis cezasının ertelenmesi', 765 sayılı TCK'daki düzenlemeden farklı olarak bir 'koşullu af' değil, bir 'ceza infaz kurumu' olarak kabul edilmiştir. Madde gerekçesinde de belirtildiği gibi, bu değişiklikle erteleme, ceza infaz hukuku alanına dahil edilmiştir. 765 sayılı TCK'da ertelenen ceza, belirli bir süre içinde yeni bir suç işlenmemesi halinde 'esasen vaki olmamış' yani hiç verilmemiş sayılıyordu. Bu, bir koşullu aftı. 5237 sayılı TCK m. 51/8'e göre ise, denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli geçirildiğinde ceza 'infaz edilmiş' sayılır. Bu değişikliğin pratik sonuçları şunlardır: 1) Ceza infaz edilmiş sayıldığı için, bu mahkumiyet daha sonra işlenecek bir suç açısından tekerrüre esas alınabilir (CGK - K: 2018/302). 2) Mahkumiyet adli sicil kaydında görünmeye devam eder ve belirli meslekler (örn: memurluk) açısından hak yoksunluklarına neden olabilir. 3) Erteleme, cezanın infazına ilişkin bir kurum olduğundan, koşullarının ihlali halinde (örn: denetim süresinde kasıtlı suç işlenmesi) cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir (TCK m. 51/7), bu durum afta söz konusu değildir.