Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca, basit yargılama usulüne tabi bir davada, davalı tarafın cevap dilekçesinde dayandığı delilleri usulüne uygun ve süresinde bildirmesine rağmen mahkemece bu delillerin dikkate alınmamasının 'hukuki dinlenilme hakkı' (HMK m.27) açısından doğurduğu hukuki sonuçları değerlendiriniz.
Basit yargılama usulünde, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı yazılı yargılama usulünden farklı olarak dava açılmasıyla ve cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar (HMK m.319). HMK m.317/3 uyarınca taraflar dilekçeleriyle birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek zorundadır. Davalı tarafın cevap dilekçesinde işyeri şahsi dosyası ve tanık deliline dayanması gibi usulüne uygun ve süresinde bildirilmiş delillerin mahkemece dikkate alınmaması, HMK m.27'de düzenlenen 'hukuki dinlenilme hakkı'nın (adil yargılanma hakkının bir gereği) ihlali anlamına gelir. Bu hak, tarafların açıklama ve ispat hakkını eşit olarak kullanabilmelerini, mahkemenin tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirme yapmasını zorunlu kılar. Yargıtay, bu tür durumlarda, usulüne uygun ve süresinde bildirilen delillerin dikkate alınmamasını bozma nedeni saymaktadır. Zira, mahkemece savunma hakkının kısıtlandığı kabul edilir ve bu durum adil yargılanma hakkına aykırıdır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi - 2017/21418 E., 2017/9928 K.).